Kedili Post (Acıklı)
Bilen bilir, küçüklüğümde alerjik astım tedavisi gördüm. Kardeşimde de alerjik astım var, babamda da, babaannemde de. Babaannemin bu sarışın ve çekinik geni bir şekilde hepimizin hayatını en az bir yerinden zehir etmeyi başardı. Pirince alerjim olduğunu söyleyen doktor var, o derece. Hastalıklarımız kuru öksürük, ama boğulurcasına, şiddetli baş ağrısı ve burundan nefes almayı unuttuğumuz günlerce devam etti.
Çok yoğun sigara içtiğim dönemlere baktığımda astımımda sigaranın çok da bir etkisini görmedim. Günde iki sigara içiyorum şu anda ve durumda yine bir farklılık yok. Hassasiyetim başka şeylere karşı. Kardeşimin de, babamın da, babaannemin de.
Ama mesela hayvan tüyü bana dokunmaz, kardeşime de dokunmaz, babama da dokunmaz, babaanneme de. Babam zaten bütün gün ineğin, kuzunun içinde, babaannem desen köy yerinde astım yaşama gibi bir lüksü yok; ha ben biraz fanus çocuğu olduğum ve babaannemin demesine göre “sokağın mikrobunu almamış” bir çocuk olduğum için çok tereddüt ettik, kardeşim sokakta köpekleri yakalayııp eve getirebilen bir çocukluk yaşama lüksüne sahip olduğundan ona diyeceğim yok. (kıskançlık belirtileri, abov).
Velhasılı biz eve kedi alacaktık, Deniz’in alerji testlerini bekledik. 3 yaşında yapılıyor dediler tamam dedik. Bekledik sabırla. Şu anda test sonuçları önümde ama tabi ki bir şey anlamıyorum. Fakat test sonuçlarını gösterirken doktor desin diye bekledim, “sadece Türkiye’de yetişmeyen bir bitkiye karşı biraz hassasiyeti var, o da sorun teşkil etmiyor diye”. Olmadı.
O doktor, hepimiz gibi, toza, polene, mantar sporuna ve ayrıca HAYVAN TÜYÜNE hassasiyeti olduğunu söyledi.
Kedi de kedi diye yalvaran kızımı nasıl teselli edeyim derken, alerji tedavilerinin artık iğneyle değil damlayla yapıldığını duyduğuma, erken fark ettiğimizden okul çağına başladığında tedavisinin sonlanmış olacağına nasıl sevineyim, bilemedim.
Kızımın kedi hayali şimdilik sona erdi. İçerde dizi seyrediyor. Bence unuttu.
“Kedi uyutmaz seni bak”
“Uyumam ki ben”
“Ama oyuncaklarını karıştıracak”
“Ben onun kulaklarından tutarım ki”
“Tırmalarsa seni”
“Tırnaanı keseriz, bişi olmaz. Hem parkta Pastor beni iç tırmalamıyo. Kuyruğunu ellesem de tırmalamıyo”
“Pastor kim? Kim dedi Pastor diye”
“Kediii, teezeme sordum bunun adı ne diye, çok beyazmış bunun adı Pastor olsun dedi”
“O zaman biz parka gidip Pastor’a yemek verelim her gün tamam mı?”
“Pastor’u eve getirelim?”
“Ama Pastor sıkılır burda”
“Doğru ben de sıkılıyom”
“…..”
“At alalım, o daha güzel, küçük at, dedemin var ya”
“Eve at girer mi kızım, nerde yatırcaz atı?”
“At yatar mı anne ya, ayakta uyur at”
“Vaaaay, nerden biliyosun?”
“Televizyonda dedi”
“Hadi eve gidelim parmak boyası yapalım.”
“Oleey, yasasın, hadi gidelim, öne oturayım mı?”
“Aaaaaa ne dedik ama?”
“Tamam, tamam, şakacıktan dedim.”
-
ucman liked this
-
leggerezza posted this