sıfatlar, yani bir şeyin niteliklerini belirleyen tanımlamalar. güzeliyle, çirkiniyle, ıslağıyla kurusuyla, anlamıyla anlamsızıyla aslında hepimizin götünden salladığı tamamen kişisel görüşler ve görüngüler uğruna feda ettiğimiz varoluşumuz. kullandığımız deterjanın kokusundan, kozmetik sevdamıza, moda tutukusundan, güzelle çirkini ayırma sevdamıza bizi biz yapamayan sıfatlar. misal, çirkinleri sevmeyişimiz, misal gökyüzünü mavi, suyu saydam görünce resimleyip paylaşmamız, misal, zengini fakiri ayrı düşürüşümüz aslında bu sıfat takıntımızdan geliyor. bir şeyi onaylama tutkumuz had safhada. hatta bırak onaylamayı, fikir beyan etmedikçe anlam kazanamayan diyologlaırn kurbanıyız. şöyle ki, seni sen yapanları dijital ortamda paylaşmaktan, bunalara beğeni kazanma yarışına girmekten pekala zevk alıyorsun. yüksek not aldığında öğretmeninin gözlerine bakışındaki zevk de aynıydı, iyi bir seksin sonunda sana sarılmasını beklediğin sevgilinden alacağın ya da almayı umduğun zevk de. kısacası, onaylanmadıkça artmayan bir tat. beğeni toplamadıkça tekrar edilmeyen davranışın basit organizmasıyız. bu yüzden anlattıkça anlatıyor, sundukça sunuyor, gösterdikçe gösteriyoruz. pek güzel, hiç sorun yok bu durumda. gayet insana yakışır bir durum. yine de, kendini pazarlamayan, sunmayan, anlatmayan, buna da gerek duymayanları meraka sevk ediyor beni bu. sosyalini dijitalinden gerçeğine yöneten, aşkını elinden tutup gezdiren, ruhunu tanımayıp süsleyen bizlerin neye ihtiyacı olduğu konusundaki belirgin olmayan halden pek de çıkabilmeyene uzaktan bakmak isterim.
This post has 4 notes
-
opiate9 liked this
-
myownkaos liked this
-
leggerezza reblogged this from datafobik
-
leggerezza liked this
-
datafobik posted this