12th Sep 2011
datafobik:

sıfatlar, yani bir şeyin niteliklerini belirleyen tanımlamalar. güzeliyle, çirkiniyle, ıslağıyla kurusuyla, anlamıyla anlamsızıyla aslında hepimizin götünden salladığı tamamen kişisel görüşler ve görüngüler uğruna feda ettiğimiz varoluşumuz. kullandığımız deterjanın kokusundan, kozmetik sevdamıza, moda tutukusundan, güzelle çirkini ayırma sevdamıza bizi biz yapamayan sıfatlar. misal, çirkinleri sevmeyişimiz, misal gökyüzünü mavi, suyu saydam görünce resimleyip paylaşmamız, misal, zengini fakiri ayrı düşürüşümüz aslında bu sıfat takıntımızdan geliyor. bir şeyi onaylama tutkumuz had safhada. hatta bırak onaylamayı, fikir beyan etmedikçe anlam kazanamayan diyologlaırn kurbanıyız. şöyle ki, seni sen yapanları dijital ortamda paylaşmaktan, bunalara beğeni kazanma yarışına girmekten pekala zevk alıyorsun. yüksek not aldığında öğretmeninin gözlerine bakışındaki zevk de aynıydı, iyi bir seksin sonunda sana sarılmasını beklediğin sevgilinden alacağın ya da almayı umduğun zevk de. kısacası, onaylanmadıkça artmayan bir tat. beğeni toplamadıkça tekrar edilmeyen davranışın basit organizmasıyız. bu yüzden anlattıkça anlatıyor, sundukça sunuyor, gösterdikçe gösteriyoruz. pek güzel, hiç sorun yok bu durumda. gayet insana yakışır bir durum. yine de, kendini pazarlamayan, sunmayan, anlatmayan, buna da gerek duymayanları meraka sevk ediyor beni bu. sosyalini dijitalinden gerçeğine yöneten, aşkını elinden tutup gezdiren, ruhunu tanımayıp süsleyen bizlerin neye ihtiyacı olduğu konusundaki belirgin olmayan halden pek de çıkabilmeyene uzaktan bakmak isterim.

datafobik:

sıfatlar, yani bir şeyin niteliklerini belirleyen tanımlamalar. güzeliyle, çirkiniyle, ıslağıyla kurusuyla, anlamıyla anlamsızıyla aslında hepimizin götünden salladığı tamamen kişisel görüşler ve görüngüler uğruna feda ettiğimiz varoluşumuz. kullandığımız deterjanın kokusundan, kozmetik sevdamıza, moda tutukusundan, güzelle çirkini ayırma sevdamıza bizi biz yapamayan sıfatlar. misal, çirkinleri sevmeyişimiz, misal gökyüzünü mavi, suyu saydam görünce resimleyip paylaşmamız, misal, zengini fakiri ayrı düşürüşümüz aslında bu sıfat takıntımızdan geliyor. bir şeyi onaylama tutkumuz had safhada. hatta bırak onaylamayı, fikir beyan etmedikçe anlam kazanamayan diyologlaırn kurbanıyız. şöyle ki, seni sen yapanları dijital ortamda paylaşmaktan, bunalara beğeni kazanma yarışına girmekten pekala zevk alıyorsun. yüksek not aldığında öğretmeninin gözlerine bakışındaki zevk de aynıydı, iyi bir seksin sonunda sana sarılmasını beklediğin sevgilinden alacağın ya da almayı umduğun zevk de. kısacası, onaylanmadıkça artmayan bir tat. beğeni toplamadıkça tekrar edilmeyen davranışın basit organizmasıyız. bu yüzden anlattıkça anlatıyor, sundukça sunuyor, gösterdikçe gösteriyoruz. pek güzel, hiç sorun yok bu durumda. gayet insana yakışır bir durum. yine de, kendini pazarlamayan, sunmayan, anlatmayan, buna da gerek duymayanları meraka sevk ediyor beni bu. sosyalini dijitalinden gerçeğine yöneten, aşkını elinden tutup gezdiren, ruhunu tanımayıp süsleyen bizlerin neye ihtiyacı olduğu konusundaki belirgin olmayan halden pek de çıkabilmeyene uzaktan bakmak isterim.

9th Sep 2011
"bence bu dünyada mide bulantısı, korku ve delirmek olmamalıydı. ya da bunlar şiddetli bir biçimde başımıza gelecekse bunun bilgisini önceden edinip hazırlık yapmaya ya da en azından olay esnasında bi düğmeye basıp kendimizi kapatabilmeye gücümüz yetmeliydi."
9th Sep 2011
"bütün inançsızlar gibi sevgimizin sürmesi için bir kanıt görmek istemeye çok yatkınız."
8th Sep 2011

ne guzelsiniz/ hala birlikte misiniz?

7th Sep 2011

yemek masalarina ozenmek

ayda yilda bir yemege gelir babam, hadi bi duble de sen ic der, tam konusacak kivama gelmisken, uyuklamaya baslar… fonda oksuz sanirim kendimi ben sensiz icerken calar o anda, aglamakli olurum.

7th Sep 2011
"Cektigimiz acilari gercekten hatirlasaydik, delirirdik."
Source: Babam
6th Sep 2011
"ben kimseyi sevemem"
1st Sep 2011

moon

1st Sep 2011

Yeni/Gun

Yeni gune uyanmak var ya, yeni mi muhim, uyanmak mi cozemiyorum. Bir uyanalim her sey cozulur mu? Yenilenir miyiz? Eskimiyor muyuz her yeni gunde. Sabah kahvesinden ogle yemegi yaparken mantikli dusunemiyorum belki. Basim agriyor. Gozlerim cipil cipil, kirmizi.

Aklimi basima indir yarabbim. Hangi suyun sakasiyim ogrendim artik.

29th Aug 2011

When love is real, you don’t have to show it.
When it is true, then everyone will know.
‘Cause there’ll be no one but
You and me

24th Aug 2011

Olmek

Bugun yediklerim
1 kasik yogurt
Yarim tost (kepek ekmegine)
2 bardak portakal suyu
8 kahve (filtre, turk kahvesi, espresso, latte)
Elimdeki kahve haric

22nd Aug 2011
Les amours imaginaires

Les amours imaginaires

18th Aug 2011
Ile

Ile

12th Aug 2011

Crimson flames tied through my ears
Rollin’ high and mighty traps
Pounced with fire on flaming roads
Using ideas as my maps
“We’ll meet on edges, soon,” said I
Proud ‘neath heated brow
Ah, but I was so much older then
I’m younger than that now.

Half-cracked prejudice leaped forth
“Rip down all hate,” I screamed
Lies that life is black and white
Spoke from my skull, I dreamed
Romantic facts of musketeers
Foundationed deep, somehow
Ah, but I was so much older then
I’m younger than that now.

Girls’ faces formed the forward path
From phony jealousy
To memorizing politics
Of ancient history
Flung down by corpse evangelists
Unthought of, though, somehow
Ah, but I was so much older then
I’m younger than that now.

A self-ordained professor’s tongue
Too serious to fool
Spouted out that liberty
Is just equality in school
“Equality,” I spoke the word
As if a wedding vow
Ah, but I was so much older then
I’m younger than that now.

In a soldier’s stance, I aimed my hand
At the mongrel dogs who teach
Fearing not that I’d become my enemy
In the instant that I preach
My existence led by confusion boats
Mutiny from stern to bow
Ah, but I was so much older then
I’m younger than that now.

Yes, my guard stood hard when abstract threats
Too noble to neglect
Deceived me into thinking
I had something to protect
Good and bad, I define these terms
Quite clear, no doubt, somehow
Ah, but I was so much older then
I’m younger than that now.

10th Aug 2011
"eskiden,
uzerine konusmayinca yasanmis sayamazdik olaylari. toplanmali, tartismali, kavga etmeliydik o konu uzerine ve o zaman icimize sindirebilirdik.
simdi,
yazmayinca yasanmamis sayilan zamanlarin cilesindeyiz.
nasil hastalikli bi zamanda cocuk yetistirmeye calisiyorum allahim ben."
Source: all i need is a big brother, daha once de soyledigim gibi.