RSS | Archive | Random

About

I know my dos and don'ts

Following

10 August 10
(via eatsleepdraw)

Reblogged: eatsleepdraw

7 August 10
no fade away

no fade away

Posted: 7:19 PM
simdi soyle oluyo, sen butun malzemeyi aliyosun, ayikliyosun, temizliyorsun, kesip biciyorsun, ben pisirme ve styling yapiyorum, boylece kolobratif bi calismaya imza atiyoruz. yemegi ben yaptim diyorum, yapimda emegi gecen sana da tesekkur ediyorum. ha bi de mutfagi toplarsan super olur tabi.
— peki.
6 August 10
real duckfaces

real duckfaces

Posted: 1:01 AM

Mini Etek Salgını

60’larda mini eteğin ortaya çıkışı neredeyse skandal yaratmıştı. Daha önceleri saygıdeğer hanımefendiler diz boyu etekler giyer, genç kızlardan da bu saygıdeğer hanımların yollarını izlemeleri beklenirdi, ama cüretkar İngiliz modacı Mary Quant etekleri kısalttığında hiç beklenmedik bir şey oldu: Bütün dünya mini giymeye başladı.

Quant 60’lı yılları mini etekle tanıştırarak ilk gençlik modasının bu yeni özgürlük dalgasını büyük bir ticari başarıya dönüştürdü. Kadın bedenini büyük oranda ortaya çıkaran mini etekler, bacaklardan çok cinsel devrime uyuyordu. 60’larda doğum kontrol haplarının satışı patladı. Cinsellik her yerdeydi ve mini etek cinsel devrimin en iyi reklamıydı.

Genç kızlar mini etekleriyle caka satarak dolaştılar, erkeklerin akıllarını başlarından aldılar. Artık bacakları saklamak yoktu. Mini etek kadın vücudunun özgüveninin manifestosu olmuştu ve kadın dünyasında kendi sarsılmaz yerini almıştı.

Mini etek yıllar boyunca hep gündemde kaldı; hem cinselliğin, hem kendine güvenin bir simgesi olarak. 80’li yıllarda Madonna’nın, kalça hizasındaki siyah likra mini eteğiyle yeniden moda oldu. Göbeği açıkta bırakan dantelli body’ler ve file gömleklerle giyilen 80’lerin minileri utanmazca sayılabilirdi. 60’ların minileri 802lerin vücudu saran keten likralarıyla karşılaştırılınca oldukça masum kalıyordu.

Mini Eteğin Kraliçesi Mary Quant

Mini eteğin kraliçesi Mary Quant, 60’lar modasının divasıydı. Quant 50’li yılların sıkıcı stilini redderek couture tasarımcıların diktatörlüğüne karşı çıktı.

Gençlik kültürü egemenliğini sürdürüyor ve her geçen yıl daha da güçleniyordu. Quant’ın sözleriyle bu gençlik depremi modanın akışını değiştirdi. Moda artık bir avuç kurumlu tasarımcının insanlara gelecek mevsim ne giyeceklerini dikte ettikleri bir alan değildi. Quant kitlelere özgür seçim şansı sundu, modaya taze bir bakış getirdi.

Quant 1955’te Londra’da küçük mağazası Bazaar’ı açtığında tasarımcılık deneyimine sahip değildi, ama tıpkı kendisi gibi, eski giyim tarzından bıkmış başka genç kadınlar olduğunun farkındaydı. Bazaar çoğunlukta rahat ve yürürlükteki moda anlayışının dışında elbiseler sunuyordu ama kendilerine yeterli çeşitte hazır elbise sağlayamayınca Quant elbiseleri kendi yapmayı öğrendi. Kendi tasarımlarını gerçekleştirerek, harcayacak parası olan ama aynı zamanda çok güçlü bir bireysel moda anlayışına sahip bir müşteri kitlesi oluşturdu. Quant, terzilerden bile çok daha popülerdi ve sokakta yürüyen herhangi bir kimseye benzemeyeceğimizi garanti ediyordu.

Quant’ın en büyük eseri dünyayı sarsan mini etekleri oldu. Kendisi daima sokak modasının yenilikçisi olarak hatırlanacak ve 60’ların moda ikonu mini etekle birlikte anılacak.

5 August 10

tenni tenni tennene terenen

sanirim uzulmezsem hakli cikacak psikolojisine girdim.

ne de olsa o uzulunce biz de uzulmus sayiliyoruz kategorisindeydik.

sakin yanlis anlama, ahahah.

Posted: 1:43 PM
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Anima - Bana Sorma

Posted: 1:35 PM
Hello World. Fuck off mode on.

Hello World. Fuck off mode on.

4 August 10

once upon a time

“çocuğa ingilizce masal okuyorum havalı girişi” bu.

evinize hiç çiçek geldi mi bilmiyorum “özel” birinden. bana ilk ortaokul 2 de geldi. bir sevgililer günüydü. haftasonuydu. yatılılığımın acı haftasonları işte.

tek bir kırmızı gül, böyle plastik kutuda. seni seviyorum yazıyor, seyid yazıyor altında da. tırsıyorum. babam feci kızar, oha ya tokat atarsa. çok korkuyorum ama öyle böyle değil. çöpe atsam görürler, nereye saklarsam saklayayım annem bulur. banyo kazanı vardı evde. musluktan sıcak su akması gereken ama hiçbir zaman akmayan merkezi sistem kalorferli tuhaf bir apartman. şimdi düşünüyorum da, sobalı ev maceram ne az.

tahmin edildiği gibi yaktım o çiçeği. notu da yaktım. kimseye bir şey söylemedim. pazartesi de seyidi bir payladım bir payladım. çocuk saç diplerine kadar kızarmıştı.

ben hilmiyi seviyordum, ondan kızdım belki. ama babam görecek korkusu. o bambaşkaydı.

bugün eve çiçek geldi. ama çiçeği yakacak bir banyo kazanı olmadığı gibi, saklayacak da kimse yoktu.

oturdum ağladım.

Posted: 2:58 PM
bir kez goge baksaydik beraber?

bir kez goge baksaydik beraber?

Themed by Hunson. Originally by Josh