Sesli Kitap Projesi (ÖNEMLİ!)
Görme engelli vatandaşlarımızın Sesli Kitap arşivi hizmetimizden faydalanabilmesi için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek 11 nci maddesi gereğince, görme engelli olduklarını belirten kimlik veya raporlarını +90 312 223 04 51 numaralı faksımıza ulaştırmaları gerekmektedir.
Şu saçmalığı gördükten sonra sesli kitap kaydına girişiyorum. Çocuk kitapları ile başlayacağım.
Usabilitysine falan özenerek bir site yapalım. İndirsinler mis gibi, dinlesinler. Yardım etmek isterseniz, kitap kaydetmesi olur, site uygulaması olur. server masrafını bir süre ben üstlenicem, sonrasını düşünürüz.
Öyle işte.
İletişelim.
Gündüz niyetine
İşe geç kalmışım, sokaklar bomboş, bir tane motorlu taşıt olmadığı gibi insan da yok. Aslında neresi olduğunu tam kestiremediğim bir yerdeyim. İlerlerken bir taksi durağı görmenin sevincini yaşıyorum. Hangisi kalkıyor diye bağırdığım an o kadar net ki. 76 abla diyorlar. Atlıyorum hemen. Sürücü koltuğu sağda.
Sakalı bıyığı bir yerden tanıdık geliyor sürücünün. Gözlüklerine bakıyorum dikiz aynasından.
O anda meşum cümle geliyor ön koltuktan.
“evlilik bana yaramadı”
hayrolsun.
Kaka, kaka, kakaaa, kaka
Brezilya - Amerika Konfederasyon Kupası Maçı 2-2 devam eder.
Ricardo Izecson dos Santos Leite, kısaca Kaká, atak yapmaktadır.
Spiker çıldırır.
“Kaka, kakaa, kakaa, kakaaaaa”
Deniz:
“O kadar bağırcaana tuvalete gitse ya”
I’m adaptable
And I like my new role
I’m getting better and better
And I have a new goal
I’m changing my ways
Where money applies
This is not a love song
"Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir."
Friedrich NIETZSCHE (via felsefi)
Anne yaa!?
- Elif: oha catchable fatal error? bu ne ya?
- Annesi: keçiler fena basmış, anladım ben.
Kedili Post (Acıklı)
Bilen bilir, küçüklüğümde alerjik astım tedavisi gördüm. Kardeşimde de alerjik astım var, babamda da, babaannemde de. Babaannemin bu sarışın ve çekinik geni bir şekilde hepimizin hayatını en az bir yerinden zehir etmeyi başardı. Pirince alerjim olduğunu söyleyen doktor var, o derece. Hastalıklarımız kuru öksürük, ama boğulurcasına, şiddetli baş ağrısı ve burundan nefes almayı unuttuğumuz günlerce devam etti.
Çok yoğun sigara içtiğim dönemlere baktığımda astımımda sigaranın çok da bir etkisini görmedim. Günde iki sigara içiyorum şu anda ve durumda yine bir farklılık yok. Hassasiyetim başka şeylere karşı. Kardeşimin de, babamın da, babaannemin de.
Ama mesela hayvan tüyü bana dokunmaz, kardeşime de dokunmaz, babama da dokunmaz, babaanneme de. Babam zaten bütün gün ineğin, kuzunun içinde, babaannem desen köy yerinde astım yaşama gibi bir lüksü yok; ha ben biraz fanus çocuğu olduğum ve babaannemin demesine göre “sokağın mikrobunu almamış” bir çocuk olduğum için çok tereddüt ettik, kardeşim sokakta köpekleri yakalayııp eve getirebilen bir çocukluk yaşama lüksüne sahip olduğundan ona diyeceğim yok. (kıskançlık belirtileri, abov).
Velhasılı biz eve kedi alacaktık, Deniz’in alerji testlerini bekledik. 3 yaşında yapılıyor dediler tamam dedik. Bekledik sabırla. Şu anda test sonuçları önümde ama tabi ki bir şey anlamıyorum. Fakat test sonuçlarını gösterirken doktor desin diye bekledim, “sadece Türkiye’de yetişmeyen bir bitkiye karşı biraz hassasiyeti var, o da sorun teşkil etmiyor diye”. Olmadı.
O doktor, hepimiz gibi, toza, polene, mantar sporuna ve ayrıca HAYVAN TÜYÜNE hassasiyeti olduğunu söyledi.
Kedi de kedi diye yalvaran kızımı nasıl teselli edeyim derken, alerji tedavilerinin artık iğneyle değil damlayla yapıldığını duyduğuma, erken fark ettiğimizden okul çağına başladığında tedavisinin sonlanmış olacağına nasıl sevineyim, bilemedim.
Kızımın kedi hayali şimdilik sona erdi. İçerde dizi seyrediyor. Bence unuttu.
“Kedi uyutmaz seni bak”
“Uyumam ki ben”
“Ama oyuncaklarını karıştıracak”
“Ben onun kulaklarından tutarım ki”
“Tırmalarsa seni”
“Tırnaanı keseriz, bişi olmaz. Hem parkta Pastor beni iç tırmalamıyo. Kuyruğunu ellesem de tırmalamıyo”
“Pastor kim? Kim dedi Pastor diye”
“Kediii, teezeme sordum bunun adı ne diye, çok beyazmış bunun adı Pastor olsun dedi”
“O zaman biz parka gidip Pastor’a yemek verelim her gün tamam mı?”
“Pastor’u eve getirelim?”
“Ama Pastor sıkılır burda”
“Doğru ben de sıkılıyom”
“…..”
“At alalım, o daha güzel, küçük at, dedemin var ya”
“Eve at girer mi kızım, nerde yatırcaz atı?”
“At yatar mı anne ya, ayakta uyur at”
“Vaaaay, nerden biliyosun?”
“Televizyonda dedi”
“Hadi eve gidelim parmak boyası yapalım.”
“Oleey, yasasın, hadi gidelim, öne oturayım mı?”
“Aaaaaa ne dedik ama?”
“Tamam, tamam, şakacıktan dedim.”
Sevgili http://alkancnn.blogspot.com/
Arkadaşım çok şekersin, çok tatlısın mersi de, bir an kendi blogumu okuyormuş gibi oldum?
son yaptığın alıntı ve visualization için ayrıca teşekkür eder, gözlerinden öperim.
Ankete gel.
Her insan gibi ben de ………….. ?
Do you have a clue? You don't have a clue