(via eatsleepdraw)
(via eatsleepdraw)
no fade away
60’larda mini eteğin ortaya çıkışı neredeyse skandal yaratmıştı. Daha önceleri saygıdeğer hanımefendiler diz boyu etekler giyer, genç kızlardan da bu saygıdeğer hanımların yollarını izlemeleri beklenirdi, ama cüretkar İngiliz modacı Mary Quant etekleri kısalttığında hiç beklenmedik bir şey oldu: Bütün dünya mini giymeye başladı.
Quant 60’lı yılları mini etekle tanıştırarak ilk gençlik modasının bu yeni özgürlük dalgasını büyük bir ticari başarıya dönüştürdü. Kadın bedenini büyük oranda ortaya çıkaran mini etekler, bacaklardan çok cinsel devrime uyuyordu. 60’larda doğum kontrol haplarının satışı patladı. Cinsellik her yerdeydi ve mini etek cinsel devrimin en iyi reklamıydı.
Genç kızlar mini etekleriyle caka satarak dolaştılar, erkeklerin akıllarını başlarından aldılar. Artık bacakları saklamak yoktu. Mini etek kadın vücudunun özgüveninin manifestosu olmuştu ve kadın dünyasında kendi sarsılmaz yerini almıştı.
Mini etek yıllar boyunca hep gündemde kaldı; hem cinselliğin, hem kendine güvenin bir simgesi olarak. 80’li yıllarda Madonna’nın, kalça hizasındaki siyah likra mini eteğiyle yeniden moda oldu. Göbeği açıkta bırakan dantelli body’ler ve file gömleklerle giyilen 80’lerin minileri utanmazca sayılabilirdi. 60’ların minileri 802lerin vücudu saran keten likralarıyla karşılaştırılınca oldukça masum kalıyordu.
Mini Eteğin Kraliçesi Mary Quant
Mini eteğin kraliçesi Mary Quant, 60’lar modasının divasıydı. Quant 50’li yılların sıkıcı stilini redderek couture tasarımcıların diktatörlüğüne karşı çıktı.
Gençlik kültürü egemenliğini sürdürüyor ve her geçen yıl daha da güçleniyordu. Quant’ın sözleriyle bu gençlik depremi modanın akışını değiştirdi. Moda artık bir avuç kurumlu tasarımcının insanlara gelecek mevsim ne giyeceklerini dikte ettikleri bir alan değildi. Quant kitlelere özgür seçim şansı sundu, modaya taze bir bakış getirdi.
Quant 1955’te Londra’da küçük mağazası Bazaar’ı açtığında tasarımcılık deneyimine sahip değildi, ama tıpkı kendisi gibi, eski giyim tarzından bıkmış başka genç kadınlar olduğunun farkındaydı. Bazaar çoğunlukta rahat ve yürürlükteki moda anlayışının dışında elbiseler sunuyordu ama kendilerine yeterli çeşitte hazır elbise sağlayamayınca Quant elbiseleri kendi yapmayı öğrendi. Kendi tasarımlarını gerçekleştirerek, harcayacak parası olan ama aynı zamanda çok güçlü bir bireysel moda anlayışına sahip bir müşteri kitlesi oluşturdu. Quant, terzilerden bile çok daha popülerdi ve sokakta yürüyen herhangi bir kimseye benzemeyeceğimizi garanti ediyordu.
Quant’ın en büyük eseri dünyayı sarsan mini etekleri oldu. Kendisi daima sokak modasının yenilikçisi olarak hatırlanacak ve 60’ların moda ikonu mini etekle birlikte anılacak.
sanirim uzulmezsem hakli cikacak psikolojisine girdim.
ne de olsa o uzulunce biz de uzulmus sayiliyoruz kategorisindeydik.
sakin yanlis anlama, ahahah.
Anima - Bana Sorma
“çocuğa ingilizce masal okuyorum havalı girişi” bu.
evinize hiç çiçek geldi mi bilmiyorum “özel” birinden. bana ilk ortaokul 2 de geldi. bir sevgililer günüydü. haftasonuydu. yatılılığımın acı haftasonları işte.
tek bir kırmızı gül, böyle plastik kutuda. seni seviyorum yazıyor, seyid yazıyor altında da. tırsıyorum. babam feci kızar, oha ya tokat atarsa. çok korkuyorum ama öyle böyle değil. çöpe atsam görürler, nereye saklarsam saklayayım annem bulur. banyo kazanı vardı evde. musluktan sıcak su akması gereken ama hiçbir zaman akmayan merkezi sistem kalorferli tuhaf bir apartman. şimdi düşünüyorum da, sobalı ev maceram ne az.
tahmin edildiği gibi yaktım o çiçeği. notu da yaktım. kimseye bir şey söylemedim. pazartesi de seyidi bir payladım bir payladım. çocuk saç diplerine kadar kızarmıştı.
ben hilmiyi seviyordum, ondan kızdım belki. ama babam görecek korkusu. o bambaşkaydı.
bugün eve çiçek geldi. ama çiçeği yakacak bir banyo kazanı olmadığı gibi, saklayacak da kimse yoktu.
oturdum ağladım.
bir kez goge baksaydik beraber?