cumartesileri napıyoruz konulu fotopost
analar ve mor goz altlari
insanliktan nasil ciktik
kafanda filler tepisir, icini fareler kemirir, sofrana kurtlar oturur, buyuk balik seni yutar ve insan kalman beklenir ya, ben de buna sasiyorum.
And that soul feels the same about you
Its a natural fact, there is not turning back"
devam
şimdi burada birkaç cümle var, altını çizme girişimi I
“rock’n rolldu suydu buydu derken hatuna ne kadar aşık olduğumu anlamamışım, ama olmazdı zaten”
“kadınların özelliği ne biliyo musun? seni sen yapan özelliklere aşık olup, sonra o özellikleri senden almaya başlıyolar”
“bence değişiklik zamanı”
Sema - Menekşelendi Sular
ne bülbül gülü sevdi seni sevdiğim kadar
ne böyle seven gönül, ne de senden güzel var
içli bir özleyişle bırak beni yanayım
gözlerinde gördüğüm rüyama inanayım
Ben
hazir sofraya oturunca aklima ne dusuyor:
“hayat sensiz de devam ediyor, edecek…”
etmeli de zaten, ama hepimiz istemiyor muyuz biricik olmayi, vazgecilmez olmayi.
anneni mi seviyosun daha cok, babani mi.
annemi.
yok yok babami.
su da var, babami mesela, en cok kim seviyor su hayatta? annesi mi?
ben mi?
seni kim seviyor en cok?
OH!
az daha pilav al annem, bezelyeli bak.
genel bir prensibim vardi ki, bugun bozdum.
bir seyin varligini unutmussaniz, atiyorum, gorene kadar oyle bir tisortunuz oldugunu hatirlamadiginiz bir an varsa, o tisort coptur. atin gitsin. fazla yani. kenarda durunca bi ise yaramaz.
2 yildir acilmamis, uzerinde kablo yazan koliden kutulu, acilmamis philips hoparlor cikmasiyla dedim ki, sikerler prensibi. yasasin kenarda duranlar ve gorunce hatirlananlar, hatirlaninca heyecanlandiranlar.
bi de unutulmayanlar var ama, onlar konu disi.
20 eylul
her seyin yolunda ve guzel gittigi bir gun icin neleri feda ederdiniz konulu soruya gelecek olasi cevaplar.
1- zaten her sey yolunda. ekstra caba sarfetmezdim.
2- baska bir gunumu
3- her sey derken?
her sey iste, her sey mi guzel olur ya, kaybolmak mi guzel olur mesela, nasi olur? sen zaten hep boyle yapiyosun ve biraz sonra aglayacagim, ardindan gulusmeler.
siritip duruyorum. tovbe yarabbim.
kimkibok
alinmak kelimesinin farkli anlamlari uzerine dusunuyorum bu ara. almak daha basit geliyor, alinmayi itiyorum kenara.
dusunuyorum ama, hep dusunuyorum, dusunce seli lafi komik geliyor, cig, belki. yikip geciyor cunku dusunceler “olan”lari ve dusunceler hep anlasilmaz, karmasik ve irrasyonel olmak zorunda gibi. hareket anlasilabilir. dusunce… dusunulur sadece. hepsi kafamin icinde. hepsi. kafamin ici copluk mu, columnlari bir turlu sort edilemeyen dev bir database mi, anasininaminakadarbytetan soz ediyorum burada, bilmiyorum. ama cok dusunuyorum. hayati okuyarak ogrenebilecegimi sandigim zamanlardakinden daha cok ama. o zaman sadece alirdim. cignerdim, yutardim ve sindirirdim. bosaltamazdim ama bir turlu ve her turlu ifrazati bunyede tutmak icine kapanik kendi pisliginden korkan bir insan olmama sebep oldu belki o zamanlarda. su analitik dusunme yetisi hangi buyume caginda geldiyse bunyeye, lanet olsun o zamanlara diye dusunuyorum. bak hala…
sen ve sen ayrica sen de. ah dur sen de gel. seni de sevmistim.
ne diyorduk. alinmak.
sen bana soylersen, alirim. anlamaya calisirim. cevap veririm. belki de vermem.
sen bana ne soylersen, almamam gerekir, bunun cevabi sende gizli, bende degil. almamam gereken sende kalmali, bende degil. bana soyleme benim olmayani. bana dair olmayani.
sen bana nasil soylersen aldigim degisir, degismez, cunku sen bana birparcaboku suslu bir paket icerisinde versen de, bok boktur. bokun ozeni olmaz.
bu almak, anlamak.
ama sen dersen ki, buraya bir parca bok koydum. kokusuna gelen bok sineklerine acik… anladin mi simdi.
bu yazi alinanlar icin. her kimseniz. yazamadim yine.

